|
Aydınlıklar
Bilinir ki, gecenin en koyu olduğu, en gece olduğu vakit aynı zamanda aydınlığa da en yakın olduğu vakittir. Bu tespitten hareketle diyebilir ki; sıkıntılarımızın en dayanılmaz boyuta ulaştığı aşama aynı zamanda
çözüm yolundaki ilk aşamadır. Dertlerimizin, acılarımızın, yoksunlularımızın... had safhaya ulaşması, dayanılmaz ızdıraplar içinde olmamız, irademizin, dayanıklılığımızın artık pes etme noktasında olduğu vakit
refahımızın, huzurumuzun, mutluluğumuzun da ilk durağıdır. Bu sebeptendir ki, ümidimizi kaybetmememiz gerekiyor. Eğer bu sıkıntılarımızın sona ereceği bilincinde isek kahretmemizin bir manası yok. Aksine bize düşen
seviyeyi yükseltmek olmalıdır. Sabrımızın, tevekkülün, dayanıklılığın... seviyesini yükseltmek.
Açıktır ki, zor koşullarda, olağanüstü koşullarda çok büyük şahsiyetler ortaya çıkmıştır. Olağanüstü koşullar adeta bir ders ve imtihan olmuştur. Dersten
gerekli bilgi alınmış ve imtihan başarı ile verilmiştir. Başarıyla sonuçlanan sınav, yaşamın geri kalan kısmında insanın hayatına anlam ve güzellik katmaktadır.
İnsan hayatında sınavlar öncesi korkular, heyecan, kaygı ve benzeri duygular yoğundur. Yine “ya kazanamazsam” düşüncesi insanı derinden etkiler. Hatta bazen kendine güvensiz kişilikler bu psikoloji
içerisinde tabi oldukları sınavı başaramazlar. Yeterince sınava hazırlandıkları halde başaramazlar. Çünkü bu kendine güvensiz kişiler sınavı kendi içlerinde, psikolojilerinde kaybetmişlerdir. Fakat bizlerin üzerinde
durmak istediği bu kişiliklerden ziyade, sınava gereken önemi ve ciddiyeti vermeyen kişiliklerdir. Bu kişiler sınava gereken önemi vermediklerinden, yani derslere ilgi göstermediklerinden, yüzeysel
yaklaştıklarından, biçimselliği ön plana koyduklarından sınavdan yenilgiyle çıkmışlardır.
Başka bir tanımla hayatın bütünü bir sınavdır. Ve bu sınava gereken ilgiyi göstermeyenler kaybetmeye mahkûmdur. Eğer ki, kaybetmeye mahkûm olunmak istenmiyorsa derslere gereken ilgi gösterilmelidir. Biçimsel,
yüzeysel, kabaca bir yaklaşım terkedilmelidir. Bunun yerine inanmak, yoğunlaşmak, bütünleşmek ve anlamaya çalışmak esas alınmalıdır. Bu duygu ve düşünce birliği içinde sınavın sonuçları şimdiden bellidir.
Karanlıkları aydınlıkları çevirecek sonuçlar kaçınılmazdır. Bu tarzı yaşam biçimi haline getirenler için sıkıntıların, karanlıkların bir manası yok.
Sorulması gereken hangi tarzın yaşam biçimi olduğudur. Hayatın zorlukları içerisinde, günlük kaygınların debdebesinde yok olup giden bir tarzı mı esas alıyoruz? Yoksa yaşamın anlam ve önemine uygun bir tarzı mı esas
alıyoruz?
|