|
Kadılar Müftüler Fetva Yazarsa İşte Kemend, İste Boynum Asarsa İşte Hançer, İste Kellem Keserse Dönen Dönsün Ben Dönmezem Yolumdan..!
YOZLAŞMAYA, ÇETELEŞMEYE, UYUŞTURUCUYA VE FUHUŞA KARŞI GELİN CANLAR BİR OLALIM..! Günümüz insanının (en çok da gençliğin) büyük bir
sorunudur kimliksizlik. İnsanlar kimliksiz durumdalar. Özellikle Aleviler sistem tarafından ciddi bir asimilasyon politikasıyla karşı karşıya getirilmiş ve bu şekilde haksızlıklara muhalif, yaşamı
insan sevgisiyle dolu dolu geçiren aleviler tarihin sahnesinden silinmek istenmektedir. Seçim dönemlerinde oy potansiyeli olarak görünen bizler tüm vaatlere ve söylemlere karnımızın tok olduğunu
bildiriyor ve hakkımız olan insanca ve dilediğimiz şekilde yaşam hakkımızı savunuyoruz. Yüzyıllar boyunca Osmanlı zulmüne maruz kalmış olan Alevi toplumu özellikle 16 ve 17. yüzyıllardaki son
büyük isyan dalgalarında on binlerle kesilip biçildikten sonra, kendini koruma güdüsüyle daha içe kapalı bir yaşam sürmeye başladı. Ancak bu ne yoksul göçebe ve yerleşik Alevilerin gördüğü
baskıyı ortadan kaldırdı ne de onların egemen Sünnilere karşı kuşkularını. Değişik biçimler altında süren baskı ve isyancı eğilimlerin de büyük ölçüde kırılmış olması, kendini koruma
amaçlı içe kapanma eğilimi dışında belirli ölçülerde bir asimilasyon da
doÄŸurdu.
Alevi toplumu son derece mazlum bir kitledir. Ayrıca dağınık vaziyettedir. Adeta kimsesiz ve sahipsiz konumdadır. Var olan mevcut
dernek, vakıf ve dergâhların toplumu kucaklama ve onlara ulaşma, onları etkileme oranı oldukça düşüktür. Az sayıda duyarlı Alevi kesimi çeşitli araç ve örgütlenme yöntemi ile haklarını almak
istemektedirler. Bununla birlikte bu toplum kendi dinamizmine sahip çıkmakta, bir yandan asimilasyona direnirken, diğer yandan da inanç merkezlerini oluşturmaya çabalamaktadır. Yobazlaşan birine
göre kendi inancı doğrudur, diğer inançların hepsi şeytana hizmet eder diye düşünür. Yoz ise sadece kendisini düşünür. Onun için hiç kimsenin, hiç bir şeyin bir anlam ve önemi yoktur. Dünyada
önemli olan kendi egosunu tatmin etmektir. Yoz kişi duyarsızdır, sevgisizdir, saygısızdır, haindir, her an kötülük yapmaya açıktır. Fırsatları bulduğu anda etikten yoksun olduğu için her türlü
ahlâk dışı şeyleri uygular. Duyarsızdır. Doğa, çevre, insanlık, değerler ona çok yabancı kavramlardır. Zaten tarihte onunla başlamıştır ve ölürse tarihte bitmiş olacaktır. Hem yozluk, hem
yobazlık el ele vermiş insanlığın acılarına sebebiyet vermekteler. Şimdi soralım: Bizler acaba hangi saftayız? Alevi örgütlenmesindeki kadroların hedefleri net, bilinçleri berrak ve ufuklarının
geniş olması gerekmektedir. Maalesef şu anki mevcut örgütlenme ihtiyaca cevap vermemektedir. Belki bunda içinde bulunulan dönemin zorlukları vardır ama asıl sorun birilerinin Alevi örgütlenmesini kendi
çıkarı doğrultusunda kullanması yatmaktadır. Alevi örgütlenmeleri bütün eksiklik ve yetmezliklerine rağmen birer değerdirler. Bu değerler birilerinin egosu tatmin olsun diye yaratılmadı. Bu değerler
Alevi toplumunun ihtiyaçlarına cevap olsun diye tarih sahnesine çıktılar. Buradan yola çıkarak Alevi önderliğine talip olanlar bu görevlere hazır olup olmadıklarını bir kez daha düşünmek
durumundalar. Birçok kimsenin kabul ettiği gibi artık Alevi örgütlenmesini basamak yapmak isteyenler karşılarında Alevilik bilinci ile donatılmış Alevi gençlerini bulacaklardır. Alevi gençliği
“X, Y” partisini fikirlerini Alevi örgütlenmesine taşımak isteyenlere izin vermeyecektir. Bu Alevilerin hakkıdır GeleceÄŸimiz olan gençlerimize güvenli ortamlar yaratırsak ve daha güzel bir
gelecek yaratabilirsek insan olmanın gereğini yerine getirmiş olacağız. Kendi yarınlarımıza sahip çıkmak, bugün hiç tereddüt etmeden bu birliği ve kardeşliği kucaklamaktan geçiyor. Güzel günlere
ancak emek vererek, dayanışarak varılacağını unutmadan, sorunların üstüne el ele yürüme zamanıdır. Hepinizi yaşanan sorunlara karşı daha duyarlı olmaya ve sorunların çözümünde daha aktif bir
şekilde görev üstlenmeye çağırıyoruz. Tarih; sorunların üstünden gelecek tek yenilmez gücün bilinçli halk kitleleri olduğunu tekrar tekrar ispatlamıştır. Gücümüzün farkında olalım ve birlikte
yürüyelim... Bizler nasıl ki başka inançlara değer verip, saygı duyup/gösteriyorsak başkaları da bizlerin inancı olan Aleviliğe saygı duysunlar. Başka inançlara inanan insanlara göre bizlerin
inancı yanlış olabilir ama bizler inandığımız şekilde yaşamak istiyoruz. Aleviliğin demokratik mücadelede aldığı kriterler özgürlük, eşitlik, demokrasi, barış, laiklik, emeğin üstünlüğü
ve bağımsız örgütlenme ilkeleridir. Tüm bunlardan hareket ederek öznesinde insanı barındıran insan olmanın ve erdemli olmanın gerekliliklerini yerine getiren bizler tüm bu ilkelere sahip çıkarak
yapılan asimilasyon politikalarına karşı net tavrımızı ortaya koymalıyız. Yılmak, pes etmek, yıkılmak, aldanmak, kanmak... bize göre değildir. Bizler doğru ve iddialı bir yaşamın, ideal bir
yaşamın sahibi olmalıyız. Ve kendimizden başlayarak herkesi ideal olan yaşama davet etmeliyiz. Zaten yaşamın gerçek anlamıyla yaşam olması için bu kriterler
kaçınılmazdır.
Tarihten günümüze değin binlerce Alevi katledildi. Katliamcılara sahip çıkanlar Alevilerden özür
dilemelidirler!
Aradan ne kadar zaman geçmiş olursa olsun eğer bir suç işlenmişse bu suç mutlaka gün yüzüne çıkartılıp deşifre edilir. Ve olay tarih kitaplarına doğru haliyle aktarılır. Bütün insanlığın
benimsediği bu yöntemin Aleviler ve Alevilik için de uygulanmasını talep
ediyoruz!
Alevi köylerine yapılan camiler Alevilerin ibadetlerini ifa ettikleri, aynı zamanda sosyal ve kültürel çalışmalar yaptıkları cem evlerine dönüştürülsün! Devlet nasıl ki dünyanın çeşitli
merkezlerine Sünni inancı tanıtıcı görkemli camiler yapmışsa/yapıyorsa aynı kriterin Alevi inancı içinde geçerli olmasını talep ediyoruz Herkesin olduğu kadar Alevilerinde Alevi inancını
okullarda öğrenmek istemesi en tabii haklarıdır. Aleviler olarak bu hakkımızı geçte kalmış olsak kullanmak istiyoruz. Alevi düşmanlığı yapan kişi ve kurumlarla mücadele edilsin! Alevi
inancının önemli günlerinde devlet televizyonunda yayınlar yapılsın. Bu yayınlar teşvik edilsin. Alevi kültürünü, felsefesini, edebiyatını geliştirici çalışmalara maddi destek sağlansın. Bu
tür çalışmaların önündeki bütün yasal engeller kaldırılsın. MaraÅŸ’ta, Sivas’ta, Çorum’da, Gazi’de yapılan katliamların failleri cezalandırılsın. Camilere uygulanan
statü cem evlerine de uygulansın. Yani elektrik, su, görevlilerinin masrafları ve benzeri giderler devlet tarafından karşılansın. Alevi din görevlileri yetiştirmek için eğitim kurumları ve yüksek
okullar kurulsun. Günümüzde sistem bireyleri, düşünmekten, sorgulamaktan ve alternatif üretmekten alıkoymak için yoz kültürü Alevilere empoze etmektedir. Çünkü Sünniler belli oranda
örgütlü olduları için yozlaşmıyorlar, kendi inançlarına sahip çıkıyorlar. Peki nedir bu yoz kültür? Bireylerin güdülerini kullanarak nefislerine hakim olamayacakları alkol fuhuş
uyuşturucu kafe-bar kültürü kumar ve çeteleşmeyle kuşatılmışmış durumdadır. Okullarda bilim yerinin şiddete bırakmış medyanın etkisiyle yoz beyinler yaratılmıştır. Bizler alternatif
olarak diyoruz ki gerici yobazlara ve yozlara karşı: GELİN CANLAR BİR OLALIM
|